DEİK Başkanı Olpak: Dünya ticaretinde rekabetin zemini değişiyor [FNC-NEWS]
- 03.09.2026 11:11
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) "Stratejik Sektörlerde Sanayi Politikası ve Ticari Gerilimler" raporunu değerlendirdi.
ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:
Küresel ticarette rekabetin artık yalnızca fiyat ve pazar erişimi üzerinden değil stratejik sektörler, teknoloji, üretim ölçeği ve sanayi politikaları ve en önemlisi tüm bunları içeren güvenirlik rekabeti üzerinden şekillendiğine dikkat çeken Olpak, bu dönüşümü doğru okuyarak yüksek katma değerli sektörlerde küresel değer zincirlerindeki konumun güçlendirilmesi gereğine vurgu yaptı.
IMF raporunun 2015-2023 döneminde uygulanan sanayi sübvansiyonlarının küresel ticaret ve refah üzerindeki uzun vadeli etkilerini analiz ettiğini belirten Olpak, Çin, Avrupa Birliği ve ABD'nin stratejik ürünlerde küresel ihracatın yarısından fazlasını gerçekleştirmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.
Olpak, "Dünya ticaretinde rekabetin zemini değişiyor. Ülkeler artık yalnızca ihracatlarını artırmak için değil teknolojide, üretim kapasitesinde ve stratejik sektörlerde kalıcı üstünlük sağlamak amacıyla çok daha aktif sanayi politikaları uyguluyor. Önümüzdeki dönemde küresel ticarette kimin ne kadar ürettiğinin yanı sıra, hangi teknolojiyi geliştirdiği, hangi ölçekte ürettiği ve küresel değer zincirlerinin hangi noktasında yer aldığı daha belirleyici olacak" dedi.
IMF raporuna göre, 2015-2023 döneminde stratejik sektörlerde küresel sübvansiyon oranları yüzde 0,5'ten yüzde 1,8'e yükseldi. Çin yüzde 1,8'lik ortalama sübvansiyon oranıyla ABD ve AB'nin önünde yer alırken, rapordaki simülasyonda yalnızca Çin'in sübvansiyon politikalarının etkisi dikkate alındığında ülkenin stratejik sektör ihracatının yaklaşık yüzde 12 arttığı, ithalatının ise yüzdenda sübvansiyonlara gümrük tarifelerinin de eklenmesiyle koordinasyonsuz bir "sübvansiyon-tarife sarmalı" oluştuğuna dikkat çekilirken, tüm ülkelerin bu sürece dahil olduğu senaryoda küresel reel gelirde yüzde 0,3'lük azalma öngörülüyor.
Olpak, "Ülkelerin stratejik sektörlerini desteklemek istemelerini anlayabiliriz. Ancak bir ülkenin sübvansiyonuna diğerinin tarifeyle, tarifeye ise yeni bir misillemeyle cevap verdiği bir küresel ticaret sistemi sürdürülebilir değil. Böyle bir yarışın sonunda maliyet sadece ihracatçıya veya üreticiye değil, bütün küresel ekonomiye yansıyor. Ticaretin parçalandığı, tedarik zincirlerinin siyasi bloklara göre yeniden şekillendiği bir dünya, küresel refah açısından hepimiz için daha maliyetli bir dünya anlamına geliyor" dedi.
Küresel ticarette yaşanan dönüşümün Türkiye için risklerin yanı sıra fırsatlar da barındırdığına işaret eden Olpak, Türkiye'nin üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi, yetişmiş insan kaynağı ve coğrafi konumuyla değişen tedarik zincirlerinde daha fazla pay alabilecek potansiyele sahip olduğunu vurguladı.
Olpak, "Küresel sübvansiyon yarışını izlemek yeterli değil. Asıl hedef, değişen küresel değer zincirlerinde daha güçlü konumlanmak. Bunun için hangi stratejik sektörlerde küresel ölçekte rekabet avantajı oluşturabileceğimizin güncellenerek belirlenmesi teknoloji, yatırım, üretim ve ihracatın aynı stratejinin parçaları olarak değerlendirilmesi önemli. Özellikle yüksek katma değerli üretim, dijital teknolojiler, ileri imalat ve teknoloji yoğun sektörlerde uluslararası ortaklıklarımızı artırmak önemli. Pazar çeşitlendirmesinin yanı sıra ortak üretim, teknoloji ortaklıkları, karşılıklı yatırımlar ve üçüncü ülkelerde iş birliklerini daha fazla gündemimize almak bir başka başlık" dedi.
Olpak sözlerini şöyle tamamladı: "DEİK olarak işimiz olan ticari diplomasiyle, Türk özel sektörünün dünyadaki değişimi doğru okuyarak yeni fırsatlara ulaşmasını önemsiyoruz. Ticari diplomasinin gündeminde sadece daha fazla ihracat değil daha fazla teknoloji ortaklığı, karşılıklı yatırım, ortak üreti