ÖZEL NOT

  • 19.10.2012 16:13
• Bu çalışmada amacımız Türkiye'nin derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenen kredi notunu tartışmaktan ziyade, ülkenin aynı düzeyde nota sahip ülkeler ve finansal piyasalar tarafında benzer düzeylerde işlem gören ülkeler arasında konumlanmasını değerlendirmektir.

• Ülke derecelendirme notlarının belirlenmesi açısından, niceliksel ölçütler dışında niteliksel değerlendirmeler de kaçınılmaz olarak etkili olmaktadır.

• Türkiye ekonomisini aynı kredi notuna sahip ve CDS'leri aynı düzeylerde işlem gören ülkelerle değerlendirdiğimizde, zayıf ve güçlü ekonomik göstergeler açısından benzer bir tabloyla karşılaşmaktayız. Özetle, Türkiye'nin her iki gruptaki benzer ülkelere göre mukayeseli üstünlüğü maliye politikası tarafında görülmektedir. Enflasyon ve ödemeler dengesi alanlarında ise zayıflık göze çarpmaktadır. Ayrıca, analizde finansal piyasalarda Türkiye ile benzer düzeylerde işlem gören ülkelerin uzun süre önce yatıtım yapılabilir nota yükseldikleri görülmektedir.

• Araştırmayı derinleştirmek adına, piyasalarda risk düzeyi Türkiye'ye yakın işlem gören ülkelerden Brezilya ve Rusya örneklerini inceledik. Bu ülkelerin kredi notunun yatırım yapılabilir düzeye yükselmesi sonrası finansal piyasalarında yaşanan gelişmelere baktığımızda:
-Her iki ülkeye de not artırımı öncesi yabancı sermaye girişi olmuştur.
-Hisse senedi piyasaları artırım sonrası göreceli olarak iyi performans göstermiştir.

• Bu arada, yatırım yapılabilir düzeye giden süreçte, çekilen yabancı yatırımın türü doğal olarak içinde bulunulan küresel ekonomik konjontüre göre farklılıklar göstermektedir.

• Ayrıca, yatırım yapılabilir düzey öncesi ve sonrasında belli başlı ekonomik göstergeler açısından bu iki ülkede büyüme, ödemeler dengesi, döviz kuru ve dış borç stoğundaki değişimleri iceledik. Buna göre:
-Büyüme ve Ödemeler Dengesi'nde yatırım yapılabilir düzeye yükselmeden önceki performans etkileyicidir. Arttırım sonrası ise bir dengelenme ve hatta bozulma yaşanmaktadır.
-Süreçte hızlanan sermaye girişleriyle yerel para biriminin değerlenmesi ile not arttırımını takiben ödemeler dengesinde bozulma görülmektedir.
-Özel sektörün dış borçlanması, not arttırımı sonrası küresel likidite olanaklarına ulaşmanın kolaylaşmasıyla artmaktadır. Kamu dış borcunun toplam stoktaki ağırlığı ise azalmaktadır.

• "Yatırım yapılabilir" kredi notuna yükselme sonrası ülkeye gelebilecek sermaye girişinin büyüklüğünü öngörebilmek açısıdan, Brezilya ve Rusya örneklerini baz alarak sermaye girişlerinin GSYH'ye oranındaki değişime baktık.

-Bu açıdan, Türkiye'nin 2000-2011 arası dönemde ve söz konusu ülkelerin not artışı sonrası sermaye girişlerinin GSYH'ye oranına baktığımızda, yabancı yatırımcıların Türkiye'deki varlığı Rusya ve Brezilya'ya göre azımsanacak boyutta değildir. Türkiye, "yatırım yapılabilir" düzeyde olmasa da bu dönemde yıllık ortalama GSYH'nin %5'i düzeyinde sermaye girişi çekebilmiştir.
-Hesaplamalarımıza göre, Türkiye 2013-23 arasında yıllık ortalama 75 milyar USD fon girişi sağlayabilecektir. Akisi durumda ise, önceki not düzeyinde ortalama 65 milyar dolar yabancı sermaye çekilebilecekti. Bu da, on yılda kabaca 100 milyar dolar civarında ekstra sermaye girişi anlamına gelmektedir.

Makroekonomik göstergeler açısından, (yatırım yapılabilir kredi notu sonrası hızlanacak sermaye girişi senaryosunda) dış dengedeki bozulma Türkiye için başlıca risk unsurudur. Bu noktada, TCMB'nin ekstra fon girişini sterilize etmesi önem taşıyacaktır. Döviz alımları ile TCMB rezervinin yükseltilmesi ve ortaya çıkacak fazla TL likiditenin de APİ yoluyla çekilerek enflasyonist etkilerin sınırlanması ile fiyat istikrarının korunması gerekecektir.


OYAK YATIRIM Makro Ekonomik Araştırmalar