Çimento Sektörü
- 04.01.2012 11:58
2009’da yaşananın aksine iç piyasadaki artık kapasite bu yıl ihracata yönlendirilemeyebilir. Türkiye’deki yurtiçi kapasite fazlası - toplam kapasiteyle yurtiçi tüketim arasındaki fark – 2007’deki 8 milyon ton seviyesinden 2010’da 23 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. 2008 ve 2009 yıllarında yurtiçi çimento talebinin %6 ve %2 daralmasıyla, Türk çimento üreticileri üretimi yurtdışı pazara kaydırarak ihracatın iki yılda ikiye katlanmasını sağlamıştır. Ancak, yurtiçi talebin yatay kalmasını beklediğimiz 2012 yılında, kötüleşen ekonomik ve politik durum nedeniyle, artık kapasiteyi mevcut ihracat bölgeleri olan Orta Doğu-Kuzey Afrika ve Avrupa’ya (İtalya,İspanya ve Fransa) yönlendirmek kolay olmayacaktır. Yurtiçi talebin ve ihracatın yatay seyredeğini düşündüğümüz baz senaryomuzda, çimento şirketlerinin maliyet artışlarını yurtiçi fiyatlara tam olarak yansıtamayacağına inanıyoruz. Alternatif senaryoda, şirketler artık kapasite daha az marjı göze alarak, ihracat pazarlarına kaydırılabilirler. Her iki durumda da üreticilerin marjlardan fedakarlık yapması gerekecektir.
Önümüzdeki sene yurtiçi pazarda büyüme beklemiyoruz… 2010 yılında %19’luk büyümenin ardından, yurtiçi satışlarda 2011’in ilk 9 ayında da 2010’un aynı dönemine göre %11’lik bir artış yaşandı. Bu artıştaki ana sebep özellikle enerji ve ulaşım alanındaki altyapı harcamalarıydı. GSYİH’de %2 küçülme beklediğimiz 2012 yılında, çimento pazarının yatay bir seyir izlemesini bekliyoruz.
İhracat Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Avrupa’daki gelişmelerden dolayı baskı altında… Yılın ilk 9 ayında, ihracat yıllık %24 oranında azaldı. Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki gerilimli ortam, Lafarge’ın Irak ve Suriye’deki kapasite artırımı ve Iran’ın güney komşularına sattığı kalitesi düşük ürünlerinde etkisiyle, ihracatımız olumsuz yönde etkilendi.
Talebi artırmaya yönelik olası gelişmeler… Ekonomiyi desteklemek amacıyla, hükümetin özellikle altyapı alanındaki yatırım harcamalarını desteklemesi beklenebilir. Bu 2008-2009 yılında olduğu gibi iç piyasada çimento tüketimini olumlu etkileyebilir. Bununla beraber 2B arazilerin satışı ve kentsel dönüşüm projeleri de sektöre olumlu yansımaları olacak gelişmeler olacaktır. Fakat, yukarıda saydığımız gelişmelerin iç piyasadaki daralmayı önlemeye yetmeyeceğini düşünmekteyiz. Yıllık kira enflasyonunun Kasım 2009’dan beri TÜFE’nin altında seyrediyor olması, konut piyasasındaki stok fazlasının devam ettiğini göstermekte ve bizim görüşümüzü desteklemektedir.
Enerji fiyatlarındaki artış marj baskısı yaratıyor... Doğalgaz alış ve satış fiyatları arasındaki %30’luk farkın da orta vadede azalarak, elektrik fiyatlarına yansıyacağını düşünmekteyiz. Elektrik fiyatlarının 2012-2014 yılları arasında yıllık %10’luk bir bileşik büyüme oranı kaydedeceğini ve çimento şirketlerinin marjlarında baskı yaratacağını düşünmekteyiz.
Yükseliş potansiyeli sınırlı; CIMSA, ADANA ve ADBGR yüksek temettü getirisi vadediyor… Yurtiçi satışlarda ve ihracattaki olumsuz büyüme beklentimiz ile faaliyet marjlarındaki daralma öngörümüz neticesinde, CIMSA, ADANA ve ADGBR için tavsiyemizi Endekse Paralel Getiri, ADNAC ve AKCNS için ise Endeksin Altında Getiri olarak başlatıyoruz. Diğer taraftan, CIMSA, ADANA ve ADBGR’nin sırasıyla %9.4, %9.0 ve %9.3 ile yüksek temettü getirisi sunan şirketler arasında bulunduğunu belirtmeliyiz.