ANALİZ- ABD Hisselerinde Risk ve Getiri Dengesi Daralıyor (Burgan Yatırım) [FNC-NEWS]

  • 29.09.2026 15:44

https://mona-forinvest-news-inbound-mails.s3.us-east-1.amazonaws.com/attachments/7aeec917f0a4473d8063ac3b2dcfa5a4%40burganyatirim.com.tr/ABD%2520Hisselerinde%2520Risk%2520ve%2520Getiri%2520Dengesi%2520Daral%25C4%25B1yor%2520-%252029%2520Eyl%25C3%25BCl%25202026.pdf


Yatırım Görüşü
ABD hisse piyasasında temel görünümün bozulduğunu düşünmüyoruz. Şirket kâr tahminleri güçlü, üçüncü çeyrek tahminleri aşağı değil yukarı revize ediliyor ve yapay zeka yatırım döngüsü özellikle teknoloji tarafında büyümeyi desteklemeye devam ediyor. Buna karşılık mevcut fiyatlardan alınan ilave hisse riskinin karşılığını kısa vadede yeterince cazip bulmuyoruz.
Buradaki ayrımı önemli buluyoruz. Görüşümüz bir kâr resesyonu beklentisine değil, aynı kârın artık daha yüksek bir iskonto oranıyla fiyatlanmasına dayanıyor.
Eylül başında %4,79 olan ABD 10 yıllık tahvil faizi 28 Eylül'de %5,24'e yükseldi. Daha önemli olan, aynı dönemde 10 yıllık reel faizin %2,44'ten %2,90'a çıkması. Nominal faizdeki 45 baz puanlık yükselişin neredeyse tamamının reel faiz kanalından gelmesi, son hareketi yalnız enflasyon beklentilerindeki bozulmayla açıklamanın doğru olmadığını gösteriyor. 28 Eylül itibarıyla 5 ve 10 yıllık başabaş enflasyon oranları sırasıyla %2,33 ve %2,34 seviyesinde.
Hisse piyasası açısından asıl problemin burada olduğunu düşünüyoruz. Petrol fiyatlarının yüksek kalması enflasyon riskinin hızlı biçimde ortadan kalkmasını ve Fed tarafında rahatlamayı zorlaştırıyor. Ancak petrol gerilese bile reel faiz yüksek kaldığı sürece hisse çarpanlarının yeniden genişlemesi garanti değil. Bu nedenle petrol tarafındaki normalleşmeyi gerekli görüyoruz ancak tek başına yeterli görmüyoruz.
Mevcut ortamda geniş tabanlı yeni risk eklemek yerine, son dönemde güçlü performans gösteren pozisyonlarda kâr realizasyonunun değerlendirilmesini, yüksek çarpan ve yüksek faiz hassasiyetine sahip şirketlerde pozisyon büyüklüğünün azaltılmasını, güçlü bilanço ve serbest nakit akışına sahip ana pozisyonların ise korunmasını daha uygun buluyoruz.
1. Kârlarda sorun yok, fiyatlamada tolerans azalıyor
Temel tarafta ABD şirketleri halen oldukça güçlü bir döneme giriyor. FactSet verilerine göre S&P 500 için şirket bazlı (bottom-up) üçüncü çeyrek hisse başına kâr (HBK) tahmini haziran sonundaki 88,64 dolardan ağustos sonunda 89,69 dolara yükseldi. Çeyreğin ilk iki ayında %1,2'lik yukarı revizyon görülürken, son beş yılda aynı dönemde HBK tahminleri ortalama %1,7 aşağı çekiliyordu. S&P 500'ün 2026 yılı HBK tahmini de alül performansı ise yatay bir görünüm sergiliyor. Bu performans ilk bakışta tahvil faizlerindeki sert yükselişe karşı oldukça güçlü.
Biz bunu iki şekilde okuyoruz. İlk olarak şirket kârları tahvil şokunu absorbe edecek kadar güçlü. İkinci olarak piyasa henüz makro baskıyı tam anlamıyla endeks seviyesinde fiyatlamış değil. İkinci nokta nedeniyle mevcut seviyelerde risk artırmak konusunda acele etmiyoruz.
Hisseler arasındaki ayrışmanın arttığına dair bir diğer sinyal getiri dağılımından geliyor. S&P 500 30 Günlük Gerçekleşen Dispersiyon Endeksi 24 Eylül itibarıyla ay içinde %17,6 yükseldi. Bu gösterge tek başına bir yön sinyali vermiyor ancak şirket getirileri arasındaki farkın belirgin şekilde arttığını gösteriyor.
Bunun portföy açısından anlamı net. Endeks yönü doğru olsa bile yanlış hissede bulunmanın maliyeti yükseliyor.
Dolayısıyla mevcut ortam "S&P 500 alınır mı?" sorusundan çok "hangi bilanço ve hangi değerlemeye sahip şirket taşınmalı?" sorusunun öne çıktığı bir dönem olarak değerlendiriyoruz.
5. Teknolojide görüşümüz negatif değil, seçicilik artıyor
Teknoloji ve yapay zeka tarafında ana yatırım temasının bozulduğunu düşünmüyoruz. FactSet'e göre ikinci çeyrekte S&P 500 şirketlerinin bilanço telekonferanslarının %67'sinde yapay zekâdan söz edildi. Yapay zekâya değinen şirketlerin 2026 başından 17 Eylül'e kadar ortalama hisse getirisi %15,7 olurken diğer şirketlerde bu oran %8,1'de kaldı. Dolayısıyla piyasa yapay zekâ kaynaklı büyümeyi halen ödüllendiriyor.
Ancak %2,90 reel faiz ortamında teknoloji içerisinde büyümenin kalitesi daha önemli hale geliyor
Burada teknoloji temasından çıkmayı değil, aynı tema içinde taşınan piyasa riskini (beta) azaltmayı daha doğru buluyoruz. Başka bir ifadeyle iyi şirketleri satmak değil, iyi şirkete ödenen fiyatı yeniden sorgulamak gerekiyor.
6. Küçük ölçekli şirketlerde henüz acele etmiyoruz
Yüksek reel faizin bilanço üzerindeki etkisi büyük ve küçük şirketler arasında aynı değil. Büyük ölçekli şirketler güçlü serbest nakit akışları, uzun vadeli borç yapıları ve daha yüksek finansman erişimi sayesinde sermaye maliyetindeki yükselişi daha rahat absorbe edebiliyor. Küçük ölçeklieti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.